İşe başlayalı tam 9 gün oldu.alıştım,alışamadım,alışmalıyım derken,filmlerdeki yeni memurlar gibi adapte olmaya çalışıyorum.Çalışmayı bu kadar seven birinin işine alışamamasının nedeni evdeki minik melek.Güvenli ellere teslim edilmiş bile olsa o anda tek düşündüğünüz acaba şimdi ne yapıyor?birşeyler yemiş midir? uyumuş mudur?En zoru da anneanne de.Hem "dünyanın en güzel duygusuymuş" dediği toruna bakmak,birbirlerine alışmak.Bir de sürekli çalan bir telefona bakmak ve biz iyiyiz demek.iyi sabır istiyor.Kendimi eğitmeliyim ve aramaları azaltmalıyım.
Derkennnnn işyerinde depresyondaki günlerimin en yakın şahidi Hülya cımla moral için öğle yemeğine dışarı çıkılır.Tam mamaları hüpletirken bir telefon ve Murat'ın nerdesin diyen sesi,bende aşağıda yemekteyim diyorum veee işte asıl sürpriz bu.Kapıdan murat ve ana kucağında doğa simay giriyor.Sanki ilk defa görüyorum doğayı.Sevinçden bende doğa da ne yapacağımızı şaşırıyoruz.Sarılmalar,koklaşmalar,ağlaşmalar.İlk anneler günü için yaşatılabilecek EN GÜZEL ANNELER GÜNÜ SÜRPRİZİ ve sürprizi bana yaşatan sevgili eşim.Seviyorum seni mırtikkk.
Bu arada Hülya teyzesi kızımı ekmekle tanıştırdı vee sanırım daha çabuk vermesi için sürekli gülücükler attı:)
Bana anne sıfatını kazandıralı tam 6 ay oldu ve benim için senin kokunla geçirdiğim hergün anneler günü oldu.Sen yokken evimiz ne kadar cansız ve bedensizmiş meğer.Bize can veren sen oldun.Seni seviyorum canımın canı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder